Giriş ve Kayıt Ol

Anasayfa  ::  Hesabiniz  ::  Dosyalar  ::  Dokumanlar  ::  Forum  

Hedefturan :: Başlığı Görüntüle - TÜRK ORDUSUNA "ŞIKIDIM"I SÖYLETMEYİN!!!
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   GirişGiriş 

TÜRK ORDUSUNA "ŞIKIDIM"I SÖYLETMEYİN!!!

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Hedefturan Forum Ana Sayfası -> Basın-Yayın
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
GARP



Kayıt: 1140073431
Mesajlar: 1511

MesajTarih: Çrş Mar 10, 2010 7:28 pm    Mesaj konusu: TÜRK ORDUSUNA "ŞIKIDIM"I SÖYLETMEYİN!!! Alıntıyla Cevap Ver

Alıntı:
Yazar Alev Alatlı, Yeni Harman Dergisi’nden Başar Başaran’a ilginç değerlendirmelerde bulundu.

Ordu bir ulusun kendine vehmettiği değerleri temsil eder

Alatlı son dönemde orduya yapılan saldırıların olası sonuçlarını kendi üslubuyla şöyle anlattı: “Gelin, şunda anlaşalım; bizimki veya bir başka ulusunki, 'ordu' esas itibariyle bir mistifikasyondur. Bir ulusun kendisinde olduğunu vehmettiği yüksek ahlâk, fedakârlık, cesaret, inanç, ölüme meydan okuma gibi, yüce değerleri temsil eder. ‘Rusya, Rus ordusudur’ derlerken Ruslar, ifade ettikleri budur. Biz, çocuklarımızı “Paşam” diye severken, gelecek kuşaklar için temenni ettiğimiz vasıfları belirtiriz. Kızıl Ordu, 1990ların başında kolu kanadı kırılıp, ünlü korosu “oynama şıkıdım şıkıdım” diye çadır tiyatrosu misali turneye çıkmaya mecbur bırakıldığında, Putin, onca gücüne rağmen Beslan’ı bile kontrolu altına alamadıydı. Eşkıya muamelesi yaptığınız bir komutanın verdiği ölüm emrine itaat edilmesini beklerseniz, çok hüsrana uğrarsınız.”

Türk Basını sarı basın oldu

Alev Alatlı, Türk Basını’nı ise “sarı basın” sıfatıyla eleştirdi. Alatlı Sarı Basın’ı şöyle tanımladı:
“Evet ‘sarı basın’ 1900’lü yılların başındaki ABD basınını tanımlamakta kullanılan bir kavramdır. O yıllarda birbirlerini iflâs ettirmeye yeminli iki medya patronu vardır, New York Journal’ın sahibi, William Randolph Hearst; diğeri, The New York World’ün sahibi olan rakibi Joseph Pulitzer. Hani siz diyorsunuz ya “bugün Türkiye’de basın tarafından oluşturulan yeni bir gerçeklik alanı” var diye, o yılların Amerika’sında da bu iki medya patronu ortaklaşa bir “düşman” yarattılardı: İspanya. Başkan Teddy Roosevelt, eşine ender rastlanan bir fırsatçılıkla, böylece yaratılan düşmanı ABD ordusunun gücünü sınamak için kullandı. Amerikan tarihinin “en anlamsız savaşı” olarak bilinen 1898 İspanyol savaşı böyle çıktı. Bu savaş, ne toprak, ne yeni pazarlar, ne ideolojik dürtüler, ne de onur korumak için girişilmiş bir savaştır. Bilmek istersiniz diye söylüyorum, bunlardan William Randolph Hearst, günümüzde 16 tanesi günlük, 49’u haftalık gazetelerine ilâveten ortağı olduğu 115 yayın organı, 17 kadar da dergisi olan Hearst Communications, Inc. isimli medya yığışımının sahibi. Çoğu halen bizde de basılan dergilerden Cosmopolitan, Esquire, Harper's Bazaar’ı hatırlarsınız. Hearst’ın ayrıca 28 televizyon kanalı olan bir de görsel karteli var ki, History Channel da bu kanallardan birisidir. History Channel’da yayınlanan belgesellerin ne denli sahici olabileceğine siz karar verin. Joseph Pulitzer ise günümüzde Nobel ödülünün Amerikan karşılığı olan Pulitzer Prize’ın hamisi olan adam. Sarı basının tanımlayıcı iki unsuru: “skandal tellallığı” ve “sansasyonalizm.” Meşru haberler, daha çok gazete satacağına inanılan gözalıcı manşetlere kurban edilir. Birinci sayfanın spordan, cinselliğe kadar çok sayıda haber içermesi adettendir. Bu haberlerin siyah-kalın puntolarla verilmeleri, renkli fotoğraf ve/veya çizimlerle desteklenmeleri de öyle. Günümüz Batı dünyasında sarı basına gösterilen örnekler arasında İngiliz “Sun” Alman “Bild” vardır.

Ulusal basınımızın önde gelen gazetelerini gözlerinizin önüne şöyle bir getirin. “Sarı Basın” kavramının ders kitabı örnekleri olduklarını göreceksiniz. “Sarı gazeteciliğin bir diğer özellliği de ‘menşei belirsiz haber kaynaklarına’ iltifat etmesi, ve utanmazlığa varan ölçülerde (unabashed) kendilerini övme temayülleri”dir, denir. En büyük gazete, en güçlü gazete, en yaman yazar gibi. Sarı basın konusundaki derinlemesine araştırmaların önde geleni Missouri üniversitesi Basın Yayın Fakültesi dekanı, tarihçi Dr. Frank Luther Mott’un 1941’de yayınlanan kitabı olması, üniversitenin basınla baş edebildiğini göstermesi açısından ayrıca önemli sayılır. Dr. Mott, sarı basının beş kriterini şöyle sıralar:
Çoğunlukla sıradan olayların büyük puntolarla ve korkutucu kelimelerle verilmesi (İstanbul, depreme teslim; Çocuklar yangında kebap oldu)
Bol bol resim veya illustrasyon kullanımı
Uydurma röportajlar, çift anlamlı kelimeler, sözde-bilimsellik, sözde uzmanların fetvaları
Bol renkli ilaveler, ekler
Düzenden muzdarip olanlara dramatik yandaşlık (Zabıta konducu Hatice teyzeye acımadı)

Sarı Basın, etik dışı habercilik yapar, haberleri sistematik bir biçimde kendi siyasi tercihleri yönünde saptırır, dramatize eder. Okuru, korkutur ya da uçurur. “Bilmesinlercilik,” kör döğüşüne revaç verir, düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldırırken, Sarı Basın, katliamlara, darbelere münbit zemin hazırlar, bazen de Amerikan örneğinde olduğu gibi savaşlara neden olur. Mamafih, Kardak krizini hatırlayanlar, Türk-Yunan savaşının kıyısından döndüğümüzü bileceklerdir. Güneydoğu’ya ilişkin haberleri irdelemeye dilim varmıyor. Sarı basın, hükümetler devirir. Seçim kazandırır, seçim kaybettirir, kurumları gözden düşürür ya da yüceltir. Ve tabii “bayağılaşma” olgusuna çanak tutar.”

Yargı sararırsa korku hakim olur

Alatlı son dönemde yargıda yaşanan gelişmeleri ise şu sözlerle yorumladı: “Yargı sarardığında, şu son olaylarda yaşadığımız üzere, mesela, hangi savcılar gurubunun yasalar, hangi savcı gurubunun bireysel heva ve hevesleri doğrultusunda hareket ettiğini bilemez oluruz. Cumhurbaşkanı seçmek için sahiden kaç oy gereklidir? Bunun kadar temel bir sorunun da yoruma tabi olduğunu görürüz. Öte yandan, siyaseti hizmet değil, itibar, kazanç ve menfaat kapısı gören siyasetçiyi ya da intihal yapan profösörü ne mahkûm eden, ne de aklayan yargı erki, inanılır olmaktan uzaklaşacaktır. Hükümler toplum vicdanı ile örtüşmezken, savcılar korku salar, yargıçlar dilleri lal eder. Korku, düşünce ve ifade özgürlüğünün başat düşmanıdır. Bu ülkeye yapılabilecek daha büyük bir kötülük düşünemiyorum."

_________________
“Benim yaradılışımda bir mükemmellik varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdendir.”
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
küheylan



Kayıt: 1137327736
Mesajlar: 2310

MesajTarih: Prş Mar 11, 2010 4:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

İyi bir yazı. Cumhuriyetimizin hukuk düzeni küvvetler ayrılığı üzerine kurulmuştur. Bunlar :Yasama, Yürütme, Yargıdır. Bu üç "Y"yi Basın(medya) destekler. Basın adeta dürdüncü kuvvettir. Hür basını olmayan bir cumhuriyetin diğer kuvvetlerinin işlevinden bahsedilemez. Bugünkü iktidarın cilveleri de burada yatar. "Basıncılık" oynayan sermayederler istedikleri kişiye çifte telli oynatırlar. Bazen, mahsustan dövüşlerle mes leğe toz kondurmazlar. Onlar mı potamyalının cebinde, potamyalı mı onların cebinde belki de dokuz tahta ile örtülüp üzerimize toprak atılırken öğreniriz. (Bu söz adamına sahıp çıkmayanlar içindir...)
Belki de böyük avanak milletiz. Potamyalı bağırıyor ki o pankartı indir...
Padişah heveslisi değilmiş olmakta istemezmiş...
Biz de biliriz ki o pankartı gariban bir "vetendaş" asmıştır. Genelbaşkan olsam teşkilat başkanlarımdan birer tane senaryo, birer tane tiyatro oyunu yazmalarını isterdim. arada sırada tebdil_i gömlek giyerdim.
Geçenlerde istanbul'a gittiğimde metroya binmek için "dandik" otomatik makineden bir türlü bilet jetonu alamıyordum. İkiliranın bir tanesini makina geçerli saymıyor.
Mecburen kafakızgınlığını devreye soktum. Kafası kızmayan erkek erkek değil, kadın kadın değildir. Yılların "sarıbasınkartı"nı oradaki makinaya sürdüm. Şükr kapı açıldı. Kaditi çıkmış sarı kartımı makina tanıdığına göre
hala ölmemişim... Kırmızı ve yeşili ele geçiren potamyalının benzini sarartmanın zamana gelmedi mi?
_________________
SOLUK SOLUĞA KOŞAN ATLARA AND OLSUN!!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Hedefturan Forum Ana Sayfası -> Basın-Yayın Tüm saatler GMT +10 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group

Bize Ulasin    Fikir Meydani    Tavsiye Edin  Site Haritasi

Tüm Haklari Saklidir HedefTuran.com © 2009 Yapim: Turan Tasarim